Shopping Cart
€0.00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

yamaç paraşütü

Eğitmenim Bana Bu Markayı Önerdi. Peki, Benim İçin Gerçekten Doğru mu?

Yamaç paraşütü camiasında son yıllarda beni en fazla rahatsız eden konulardan biri, pilotların ekipman seçerken yeterince araştırma yapmadan yalnızca kendilerine söylenen marka ve model üzerinden karar vermesi. Özellikle spora yeni başlayan bir pilot için eğitmenin sözü doğal olarak çok değerli. Çünkü o insan size uçmayı öğretiyor, sizi havada görüyor ve tecrübesi sizden fazla. Fakat benim düşüncem çok net: Bir eğitmenin size bir marka önermesi, o markanın sizin için otomatik olarak doğru seçim olduğu anlamına gelmez.

Bunu söylerken eğitmenleri kötülemek gibi bir amacım yok. Benim karşı olduğum şey eğitim ile ticaret arasındaki çizginin kaybolması. Yamaç paraşütü camiasında bazı eğitmenlerin aynı zamanda ekipman sattığını hepimiz biliyoruz. Bunda tek başına yanlış bir şey yok. İnsan eğitim de verebilir, ekipman da satabilir. Fakat bir öğrenciye sürekli yalnızca kendi sattığınız markayı öneriyorsanız, orada artık çok basit bir soru sorulması gerekir: Bu kanat gerçekten pilot için en doğru kanat olduğu için mi öneriliyor, yoksa satıcının elinde bulunduğu için mi?

Benim gözümde iyi bir eğitmen, gerektiğinde kendi satmadığı bir kanadı da öğrencisine önerebilmelidir. Hatta kendi sattığı ürünün o kişi için uygun olmadığını düşünüyorsa açıkça, “Ben bunu satıyorum ama senin için başka bir markanın şu modeli daha doğru olabilir” diyebilmelidir. Ben gerçek profesyonelliğin burada başladığına inanıyorum. Çünkü eğitmenin görevi öğrencisine bir ürün satmak değil, onu uzun ve sağlıklı bir havacılık hayatına hazırlamaktır.

YP Mağaza’yı kurarken benim de kendime koyduğum kural tam olarak bu oldu. Evet, biz bir mağazayız. Evet, ürün satıyoruz ve bu işten para kazanıyoruz. Bunu gizlemiyorum. Ama benim sattığım markanın size uygun olmadığı bir durumda sırf rafta o ürün var diye size onu satmayı doğru bulmuyorum. Gerekirse bizim satmadığımız bir markayı da araştırmanızı söylerim. Çünkü bugün size bir kanat satıp para kazanabilirim; ama yanlış yönlendirdiğimi düşünürseniz yarın güveninizi tamamen kaybederim. Benim için uzun vadede güven, tek bir satıştan çok daha değerlidir.

Tam da bu nedenle son dönemde özellikle bazı markalar hakkında kullanılan abartılı satış diline karşı çıkıyorum. Bir satıcı karşınıza çıkıp size “Bu dünyanın en iyi markası”, “Bu dünyanın en iyi kanadı”, “Bunun üzerine kanat yok”gibi cümleler kuruyorsa benim tavsiyem etkilenmeden önce tek bir kelime söylemenizdir: İspatla.

Çünkü “dünyanın en iyisi” çok büyük bir iddiadır. Böyle bir cümleyi kuruyorsanız bunun altını doldurmak zorundasınız. Hangi testte dünyanın en iyisi? Hangi yarışmada? Hangi performans ölçümünde? Hangi sınıfta? Hangi pilotla? Hangi güncel uçuş kayıtlarıyla? Hangi bağımsız karşılaştırmayla? Bunların hiçbirini ortaya koymadan “en iyi” demek teknik değerlendirme değildir. Bana göre yalnızca satış söylemidir.

Burada özellikle AXIS markası üzerinden bir örnek vermek istiyorum. Türkiye’de zaman zaman AXIS için çok büyük iddialar kullanıldığını duyuyorum. “Dünyanın en iyi kanadı”, “rakipsiz”, “bundan iyisi yok” gibi cümleler kuruluyorsa ben buna çok sert itiraz ederim. Çünkü böyle bir iddiayı ortaya atan kişinin bunu kanıtlaması gerekir. Benim karşı olduğum AXIS’in kanat üretmesi değil; AXIS’in herhangi bir modelinin hiçbir objektif karşılaştırma ortaya koyulmadan dünyanın en iyisiymiş gibi pazarlanmasıdır.

Hatta burada kendi eleştirimizin de dürüst olması gerektiğini özellikle söylemek istiyorum. AXIS’in “tarihinde hiçbir başarısı yok” demek doğru olmaz. Markanın kendi arşivine göre Mercury 1 modeli 2005 yılında Paragliding World Cup genel klasmanında üçüncülük elde etmiş ve çeşitli ulusal yarışmalarda dereceler almış. Dolayısıyla geçmişinde yarışma sonucu var. Axis Paragliders sene olmuş 2026 hani nerde başarı ?

Peki bu neyi kanıtlıyor?

2005 yılında bir yarış kanadının başarılı olduğunu.

2026 yılında satılan herhangi bir AXIS kanadının dünyanın en iyisi olduğunu değil.

İşte aradaki farkı özellikle vurguluyorum.

Bir üreticinin yirmi yıl önce aldığı yarışma derecesini bugün bir EN-A veya EN-B kanadı “dünyanın en iyisi” diye satmak için kullanamazsınız. Nasıl ki Ferrari’nin Formula 1 geçmişine bakarak yaptığı her otomobilin dünyadaki her insan için en iyi otomobil olduğunu söyleyemezseniz, burada da aynı mantık geçerlidir.

AXIS bugün hâlâ Compact 3, Pluto 4, Comet 4, Vega 6 ve Venus SC gibi farklı sınıflarda kanatlar sunuyor. Şirket kendi tarihçesinde paraglider üretimine 2001 yılında başladığını, çeşitli iki ve üç kolonlu tasarımlar üzerinde çalıştığını, Porcher Sport Skytex kumaşları ve Liros/Vectran hatlar kullandığını belirtiyor. Axis Paragliders Bunlar gerçek teknik bilgilerdir. Benim görmek istediğim de budur.

Ama bu bilgilerden hiçbirinin sonucu otomatik olarak “AXIS dünyanın en iyi markasıdır” değildir.

Bir satıcı bana bunu söylüyorsa açık konuşayım: Bana martaval değil, veri göster.

Kanadı dünyanın en iyisi olarak mı tanıtıyorsun? Güncel büyük yarışmalardaki sonuçlarını göster. “Performansı inanılmaz” mı diyorsun? Uçuş kayıtlarını göster. XContest’te, yarışma sonuçlarında, görevlerde, uzun mesafe uçuşlarında neler yapılmış göster. Aynı sınıftaki Ozone, Advance, Nova, Niviuk, BGD, PHI, Gin veya diğer üreticilerin modellerinin karşısında neyi daha iyi yaptığını açıkça ortaya koy.

“Çok süzülüyor.”

Ne kadar?

“Çok güvenli.”

Hangi test sonucuna göre?

“Çok performanslı.”

Neye göre?

“Dünyanın en iyisi.”

Kim ölçtü?

Benim için konu bu kadar basit.

Sıfat çok kolaydır. Kanıt zordur.

Üstelik AXIS’in bazı modellerinin bağımsız sertifikasyon belgeleri de mevcut. Örneğin Vega 6 L’nin Air Turquoise tarafından yayımlanan EN-C sertifikasyon kaydı ve yapısal test sonuçları bulunuyor. Şok yükü testinde de olumlu sonuç raporlanmış. Para-test Dolayısıyla benim söylediğim şey “Bu marka test edilmiyor” değil. Tam tersine, test var. O zaman satış sırasında da o belgeleri açalım ve kanadı gerçek teknik veriler üzerinden konuşalım.

Bir satıcı neden bundan rahatsız olsun?

Ürününe gerçekten güveniyorsa raporu beraber açsın.

Pilotla beraber inceleyelim.

Hangi testten A almış, hangisinden B veya C almış bakalım.

Aspect ratio değerini konuşalım.

Hücre sayısını konuşalım.

Kumaşını konuşalım.

Hat geometrisini konuşalım.

Hangi pilot profili için üretildiğini konuşalım.

Sonra da diğer markaların aynı sınıftaki modellerini masaya koyup değerlendirelim.

İşte gerçek satış danışmanlığı budur.

Ama bütün bunların yerine yalnızca “Hocam bunu söyledi”, “Biz yıllardır bunu kullanıyoruz”, “Avrupa’da herkes bunu uçuyor”, “Bu dünyanın en iyisi” gibi cümleler duyuyorsanız ben olsam cebimden para çıkarmadan önce ciddi biçimde araştırırım.

Çünkü o kanatla satıcı uçmayacak.

Siz uçacaksınız.

Parayı satıcı ödemeyecek.

Siz ödeyeceksiniz.

Altı ay sonra kanadı değiştirmek istediğinizde alım-satım grubunda ilanı satıcı vermeyecek.

Siz vereceksiniz.

Bu nedenle ikinci el piyasasına da mutlaka bakın. Alım-satım gruplarında zaman zaman çok az uçuş saati olduğu belirtilen tam takımların yaklaşık 2.400 Euro seviyelerinden başlayıp, alıcı bulunamadıkça 1.000 Euro civarlarına kadar fiyat düşürülerek satılmaya çalışıldığı örneklerle karşılaşıyoruz. Burada yanlış anlaşılmasın: Tek bir ilan bir markanın kötü olduğunu kanıtlamaz. Bir insanın acil paraya ihtiyacı olabilir, sporu bırakmış olabilir, beden yanlış olabilir veya başka bir ekipmana geçmek istiyor olabilir.

Fakat ben yine de şu soruyu sorarım:

Neden birkaç saat kullanılmış bir ekipmanı satmak bu kadar zor?

Bu soruyu sormak suç değil.

İkinci el talebi nasıl?

Markanın Türkiye’de bilinirliği nasıl?

Pilotlar aynı modeli tekrar tercih ediyor mu?

Bir ürünün sıfır fiyatına bakarken bunlara da bakmak gerekir.

Ben özellikle spora yeni başlayan pilotları uyarmak istiyorum. Birinin çok kendinden emin konuşmasına aldanmayın. İnsan psikolojisi böyledir; karşıdaki kişi yüksek sesle, hiç tereddüt etmeden “Bu en iyisi” dediğinde söylediklerinin doğru olduğunu düşünmeye başlayabiliriz.

Oysa özgüven kanıt değildir.

Satış becerisi mühendislik değildir.

Bir insanın kanadı çok iyi pazarlaması, o kanadın rakiplerinden teknik olarak daha iyi olduğunu göstermez.

Kanat satın alırken benim ilk baktığım şey marka logosu değildir. Önce kanadın arkasındaki tasarım ekibini merak ederim. Bu ürünü kim geliştirmiş? Daha önce ne yapmış? Hangi sınıflarda tecrübesi var? Sonra kullanılan malzemeye bakarım. Üst yüzey hangi kumaş? Alt yüzey hangi kumaş? Gramajlar ne? Hatlar ne? Daha sonra teknik geometriye bakarım. Uzama oranı ne? Kaç hücre var? Kanat ağırlığı ne? Hangi pilot ağırlıklarını kapsıyor?

Ardından en önemli aşamalardan biri gelir: test raporu.

Para-Test’e bakın.

DHV kayıtlarına bakın.

Üreticinin kullanım kılavuzunu okuyun.

Bir kanadın sadece üzerinde EN-A, EN-B veya EN-C yazdığı için sizin için uygun olduğunu düşünmeyin. Aynı sınıfın içinde bile çok farklı tasarım karakterleri bulunabilir.

Üstelik yalnızca kanat modeline değil, bedenine de bakın. Sertifikasyon belgesinin gerçekten almak istediğiniz bedenle ilişkili olup olmadığını kontrol edin.

Benim için bilinçli pilotun davranışı budur.

İnternetten iki tane reklam videosu izleyip kanat satın almak değil.

Eğitmenin söylediğini sorgulamadan kabul etmek değil.

Satıcının ağzından çıkan “dünyanın en iyisi” sözünü gerçek kabul etmek hiç değil.

Bir ürüne ciddi para verecekseniz karşılığında ciddi bilgi istemek hakkınızdır.

Ben daha da ileri gidiyorum:

İsteyin.

Satıcı size bir kanadı inanılmaz performanslı diye anlatıyorsa uçuş kayıtlarını isteyin.

Yarışmada başarılı diyorsa yarışmanın adını, yılını ve sonucu isteyin.

Dünyanın en iyisi diyorsa karşılaştırdığı modelleri sorun.

Çok güvenli diyorsa sertifikasyon raporunu sorun.

Çok dayanıklı diyorsa kullanılan kumaşı ve üreticinin bakım periyotlarını sorun.

Sorular çoğaldığında satış hikâyesi dağılıyorsa zaten önemli bir cevap almışsınız demektir.

Kanıtlı bir ürün, sorudan korkmaz.

Ben YP Mağaza’da bunun tam tersini yapmak istiyorum. Benim sattığım kanadı da sorgulayın. BGD öneriyorsam neden BGD dediğimi sorun. PHI öneriyorsam neden PHI dediğimi sorun. Woody Valley harness öneriyorsam alternatifini sorun.

Hatta bana şunu sorun:

“Burhan, sen bunu sattığın için mi öneriyorsun, gerçekten bana uygun olduğu için mi?”

Ben bu sorudan rahatsız olmam.

Çünkü benim size açıklama borcum var.

Sizin paranız.

Sizin ekipmanınız.

Sizin uçuş hayatınız.

Ve en önemlisi gökyüzünde o ekipmanın altında olacak kişi sizsiniz.

Bu nedenle herhangi bir satıcı size büyük kelimelerle bir ürün anlatırken, büyük kelimelerin büyüsüne kapılmadan önce kanıt isteyin. “Dünyanın en iyisi” lafının yanında dünyanın en iyisi olduğunu gösteren veri yoksa, bana göre ortada ürünün başarısından çok satıcının pazarlama başarısı vardır.

Ve açık söyleyeyim:

Bir ekipmana değil, size anlatılan hikâyeye para ödüyor olabilirsiniz.

YP Mağaza olarak benim anlatmak istediğim şey bu. Bir markayı putlaştırmayın. Bir eğitmeni sorgulanamaz görmeyin. Bir satıcının söylediğini kutsal kabul etmeyin. Bizi de etmeyin.

Araştırın.

Belgeye bakın.

Tasarımcıyı araştırın.

Kumaşa bakın.

Teknik özellikleri inceleyin.

Para-Test ve DHV raporlarını açın.

İkinci el piyasasını takip edin.

Uçuş kayıtlarına bakın.

Ve sonra size o kanadı öneren kişiye tek bir soru sorun:

“Bu kanat neden özellikle BENİM için doğru?”

Karşınızdaki kişi bu soruya kanıtlarla cevap verebiliyorsa oturun, konuşun.

Ama cevap yine sadece “Çünkü dünyanın en iyisi” ise, benim tavsiyem çok basit:

Cüzdanınızı çıkarmadan önce araştırmaya devam edin.

Burhan Felek
YP Mağaza

0543 337 28 68

Bizim amacımız yalnızca ekipman satmak değil; bir havacılık tutkusunu doğru bilgi, doğru yönlendirme ve kişiye uygun ekipmanla buluşturmak.